İskender Aruoba Radikal / 17.07.2006
Benim Türk milleti adına 'birisinden' özür dilemeye hakkım da, yetkim de yok; Türk milletini temsil etmiyorum! Ancak, Hürriyet'te çıkan bir ilan bana bu özürü diletiyor. İlan 'TEŞEKKÜRLER ANADOL!!' diyor ve 40'ıncı yaşını kutluyor.
Oysa, 40'ıncı doğum günü değil; 22'nci ölüm yıldönümü! İlanı Pressan şirketi vermiş. İlk 'yan sanayi' kuruluşlarından biri. Kurucusu Nüzhet usta Anadol'a sac parçalar yapardı. Anadol, 1966'da büyük ümitlerle çıktı. 26 bin 800 TL'ye satılıyordu. Radyo ve Kalorifer 1000'er TL 'ekstra' idi. Ucuz olsun diye, 1959 model, 1200 cc Ford Kent motoru kullanıldı. Bu tip 1200 Anadol'lardan 2 bin adet üretildi. Sonra; 1300 cc Ford Crossflow motoru kullanıldı. Anadol'un kalitesi iyi değildi; vitesi geçmez, toz girer, ısınmaz, ön takımı çabuk aşınır, fazla benzin yakardı. Ancak; biz Türkler onu sevdik. O dönemler yerli malı haftası kutlanırdı, Anamur muzu vardı; çikita yoktu! Anadol ile yolda kalmazdınız.
1968'de sekiz ayda İstanbul'dan-Karaçi'ye, oradan uçak ile Nairobi'ye; oradan Güney Afrika-Kahire arası Afrika kıtasını, cangılları, çölleri, dağları, ovaları boydan boya geçtim; Tunus'tan Sicilya'ya oradan da İstanbul'a geri geldim. 30 bin km. yaptım. Anadol, birçok kere bozuldu; ama beni yolda bırakmadı. Türk otomotiv endüstrisi için çok iyi bir başlangıçtı. Daha sonra 1973'te Spor Anadol (STC) yapıldı. 4 şase No'lu STC ile, meşhur Paris-Dakar rallisini parkurunun ilk defa kullanıldığı, 1974 Londra- Büyük Sahra-Münih Rallisine girdim. Bu defa STC'nin arka süspansiyonu dayanmadı. Cezayir çöllerinde kaldık. STC'nin tasarımı, genç Türk mühendisleri tarafından yapıldı. Jan ve Klod Nahum kardeşler, Ekber Onuk, Eralp Noyan, Necdet Oral, Zeki Diker, Kadri Niş aklımda kalanlar. Eralp Noyan'ın dışında bu 'genç takımın' otomobil üretiminde hiçbir deneyimi yoktu. Ancak, Türklerin A'dan Z'ye bir otomobili çizip üretebileceklerini ispat ettiler. 
Hem Anadol hem STC geliştirilebilirdi.Otomobil böyle gelişir; kullanıldıkça çıkan hataları düzeltirsiniz. Oysa aynı 'Genç takım' ANADOL ÇAĞDAŞ adı verilen saç-kompozit karışımı; seri üretime uygun bir otomobilin prototipini yapmışlardı. Motoru da Türk mühendisleri Nahum kardeşler tarafından çizilmiş ve üretilmiş bir rotary motordu. Ancak 'büyükler' Anadol'u öldürmeye kararlıydılar! Petrol fiyatının artması sonucu, (polyester olduğu için) seri üretime uygun bir otomobil olmadığı gerekçesi ile üretim terk edildi.
Soichiro Honda 1906'da doğdu; fakirdi. çocukluğundan itibaren, bisiklet ve otomobil tamirciliği yaptı. İlk Otomobilini (iki kişilik bir spor otomobil) 1963'te yaptı; ama asıl Honda adını duyuran 'CIVIC' 1972'de yapıldı. Chung Ju-Yung 1915'te doğdu. O da fakirdi, o da tamirci idi. 1968'de Ford ile lisans anlaşması yaparak, Kore'de Ford Cortina üretti; işi öğrendi ve 1974'te, Guigiaro'ya Hyundai Pony'yi çizdirdi ve üretmeye başladı. Vehbi Koç, bu iki 'Uzakdoğu Henry Ford'undan' daha büyüktü. 1901 Temmuzu'nda doğdu. Varlıklı idi. Bakkallık ile başlayan esnaflık hayatını, ticaret üstüne kurdu. Otomobili seviyordu, 1966'da üretti; ama otomobilci değildi!, Otomobilin 'hürriyet' sattığını anlayamadı.
Lisans alarak rakip çıkarmak yerine, ÇAĞDAŞ'ta israr etse idi, tüm Türk otomotiv hayatı çok farklı olabilirdi. Bugün geri bakıp, 'Öyle olsa idi böyle olsa idi!' demenin bir rasyoneli yok. Kültürümüzde üç-beş gençe itimat edip kimse risk almaz. Anadolu 'kaplanının' özelliğidir bu. Anneleri onları 'İcat çıkarma!!' diye büyütürler, 'Ağır ol Molla desinler!' mantığı hakimdir. Hayal kurabiliyorsan; 'serseri!' derler. Ancak, o gençler de güven veremediler demek!, Erdoğan Gönül destekledi ama 'Ne yaparsam yapayım, adım damat!' deyiverdi. Acaba ÇAĞDAŞ'ı, oğulları yerine, Renault yapmış olsa idi; Bernar Nahum yine 'Bu araba satmaz!!' der miydi?. Devlet; 'Vaz geçme Vehbi bey; bu milli bir davadır!' filan da demedi! Türk Otomobil alıcısı da, 'Ne de olsa Avrupa araba!' diye Murat 124 ile Renault 12 sırasına yazılıverdi! Yani, Anadol'u biz milletçe katlettik! Şimdi üzgünüz!